Su Arıtma Sözlüğü Terimleri

 Su arıtma sistemlerinde kullanılan terimler ve açıklamaları 


A
Ağır metaller (heavy metals) – Kadmiyum, krom, kurşun, cıva, nikel ve arsenik gibi metaller. Bunlar çeşitli ürünlerin üretiminde kullanılırlar, kimi endüstriyel, şehirsel ve kırsal atıkların yapısında yer alırlar. Besin zincirinde birikme eğilimi gösterirler. Bitki ve hayvanlara toksik etkileri vardır.
Ağır su (heavy water) – Deuterium Oxide (D2 O). Bazı nükleer reaktörlerde moderatör olarak kullanılır. Hidrojeninin atom ağırlığı 1’den veya oksijeninin atom ağırlığı 16’dan daha yüksektir. Özellikle normal oksijen atomuna, atom ağırlığı 2 olan hidrojen isotopunun bağlanması ile oluşur.
Akua (aqua) – Su, aköz bir çözelti. Su ile ilişkili terimlerde ön ek olarak kullanılır.
Akuatik yaşam (aquatic life) – Suda yaşayan tüm canlılar. Bu sınıfta bakteriler, balıklar, köklü bitkiler yanında zooplanktonlar ve insekt larvalar da yer alır.
Akufer (aquifer) – Yeraltında suyu depolayan ve/veya aktaran kum, taş veya çakıllardan oluşan geçirgen özellikteki bir jeolojik yapı veya oluşum. Bu oluşum/oluşumlar kuyu ve kaynaklara önemli miktarda su sağlarlar.
Akufer, kapalı (aquifer, confined) – Alt ve üstten, geçirgen olmayan veya kısmen geçirgen bir materyal ile çevrelenmiş ve su hareketi sınırlanmış olan yeraltı su tabakası. Bu tabakadaki yeraltı suyu atmosfer basıncından daha yüksek bir basınca sahiptir.
Aldosteron (aldosterone) – Böbrek korteksinden salgılanan, vücutta su ve tuz dengesini düzenleyen steroid hormon.
Alkali su (alkaline water) – pH’sı 7,4.den daha yüksek olan su.
Aluminyum sülfat (aluminum Sulfate) – Formülü, Al2 (SO4)3. Kağıt yapımı su saflaştırılması ve sanitasyon gibi işlemlerde kullanılan beyaz kristal bileşik.
Amonyum sülfat (ammonium Sulfate) – Formülü (NH4)2 SO4. Gübrelerde ve su saflaştırmada kullanılan kahverengimsi-gri-byaz kristal tuz
Anhidröz (anhydrous) – Susuz, su katılmamış.
Antifriz (antifreeze) – Etilen glikol veya alkol gibi sıvılar. Bunlar suya karıştırıldığında donma noktasını düşürürler.
Artezyen (artesian) – Genellikle kapalı akuferle eş anlamda kullanılır.
Artezyen basıncı (artesian pressure) – Bir artezyen akuferindeki suyun sahip olduğu basınç.
Artezyen kuyu suyu (artesian well) – Basınçlı su içeren derin, yeraltı su tabakasına inilerek açılan kuyu. İsmini Avrupa’da 1126 yılında açılmış en eski kuyuya sahip olan Fransa’nın Artois bölgesinden alır. Kuyu açılarak bu suya ilk ulaşıldığında basınç etkisiyle su fışkırır. Daha sonra suyun toprak seviyesinde akışı devam eder veya etmeyebilir.
Asbest (asbestos) – Hava ve suda kirlenmeye yol açan ve solunması durumunda Asbestosis veya kansere yol açan bir mineral fiber. ABD’de EPA bu maddenin üretim amacıyla kullanımını ileri derecede sınırlamıştır.
Asidite (acidity) – Bir maddedeki hidrojen iyonlarının konsantrasyonunu [H+]belirten terim, ph olarak ifade edilir.
Asit yağmurları (acid rain or acid precipitation) – Sülfürik asit ve/veya nitrik asit içeren su damlacıkları, Çapları 3-30 mikron kadardır. pH’sı 5,6’dan daha azdır. Volkanik aktiviteden veya fosil yakıtlarının yanmasından açığa çıkan sülfür ve nitrojen oksitlerin atmosferdeki su ile karışmasından oluşur. Binalara ormanlara, ekinlere, suda yaşayan canlılara, doğaya zarar verir.
Atmometer – Buharlaşma hızını ölçmek için kullanılan alet.
Azotlu atıklar (nitrogenous waste) -Amonyak ve nitrit gibi azotlu maddeler içeren atık sular. (Su Kalitesi)

B
Bakteri (bacteria) – Tek-hücreli canlı, mikroorganizma. Pek çoğu hastalık etmeni olarak karşımıza çıkar. Hastalık yapmayan bazı bakteri türleri, antibiyotik üretiminde, besinlerin mayalandırılmasında kullanılır.
Bakteriyel su kirliliği (bacterial water pollution) – Su içerisinde istenmeyen bakterilerin bulunması durumu. Bu tür sular pek çok hastalığa neden olabilirler.
Basınç (pressure) – Bir şeyin diğerine karşı oluşturduğu itme gücü.
Basınçlı filtrasyon (pressure filtration) – Dıştan bir basınç uygulanarak sudan tortu bırakan maddelerin ayrıştırılması işlemi. (Su Kalitesi)
Basınçlı filtre (pressure filter) – Küçük partiküllü materyalleri sudan ayırmak için kullanılan filtre. Bir kolon içine sıkıştırılmış kum veya antrasit kömürden oluşur. (Su Kalitesi)
Batimetrik harita (bathymetric map) – Göller, okyanuslar, nehir ve denizlerdeki suyun derinliğini gösteren harita.
Batometre (bathometer) - Suyun derinliğini ölçmek için kullanılan alet.
Baz (base) - (1) Suda çözünen, acı lezzette bileşiklerdir. Bunların pH değerleri 7’nin üzerindedir. Asitlerle tepkimeye girerek tuz oluştururlar. Asitten bir proton alıp, bir çift elektron verirler. (2) Çözelti içinde iken ortama hidroksil iyonları verirler. Bu tür çözeltiler sabunumsu, asitleri nötralize eden ve elektriği ileten özelliklere sahiptirler.
Besin zinciri (food chain) – Beslenme açısından bir sıra oluşturan bir dizi organizma. Bu sistemde besindeki enerji bir organizmadan diğerine nakledilir. Bu enerji transferi daha yüksek organizmanın daha alt organizmayı tüketmesi şeklinde gerçekleşir.
Bikarbonat (bicarbonate) – HCO3 grubu içeren bileşik, örneğin sodyum bikarbonat (NaHCO3 ). Bu bileşik suda iyonize olur ve HCO3 üretir.
Boğulma (suffocate) – Oksijensizliğe bağlı ölüm.
Böbrek taşı kırma makinası (lithotripter) – Su dolu bir tüp içinde oturan hastaya sok dalgaları uygulayarak böbrek taşlarını parçalayan ve idrarda atılabilecek büyüklüğe getiren makine.
Buhar basıncı (vapor pressure) – Bir maddenin buhar halinin yine o maddenin tamamen katı veya sıvı halindeki durumuyla dengede olması anlamındadır.
Buharlaşma (evaporation) – Suyun veya diğer sıvı maddelerin gaz haline dönüşme süreci. Atmosferde tersine gerçekleşen olay yoğunlaşmadır. Yeryüzünün % 75′nin okyanus, deniz, göl ve ırmaklarla kaplı olduğu düşünülürse, günde çok büyük miktarda su buharı atmosfere taşınmaktadır. Sıcak ve kuru iklimlerde buharlaşma daha fazladır.
Buharlaşma (evaporation) – Sıvının gaz formuna dönüştüğü fiziksel durum.
Bulanıklık (turbidity) – Asılı partiküller nedeniyle berraklığın bozulmasının bir ölçüsü. Bulanıklığa neden olan materyaller kil, çamur, çok küçük organik ve inorganik partiküller, çözünmüş renkli organik bileşikler, planktonlar, diğer mikroskobik mikroorganizmalar. Bulanıklığın partiküller üzerinde patojen bakterilerin yerleşmesi ve dezenfeksiyondan etkilenmemesi nedeniyle sağlığa olumsuz etkisi olabilir.
Buz (ice) – Suyun katı hali.
Buz örtüsü (ice cap) – Denizler veya karalar üzerinde oldukça geniş bir alanın kar veya buzla kaplanması. Dünya üzerinde birkaç tane buz örtüsü vardır. Bunlar; Antarktik Kıtası, Grönland, ile Kuzey Amerika’nın kuzeyi ve Doğu Sibirya’yı da içine alacak şekilde kutup boyunca uzanan Kutup Denizi’dir.
Buzul (iceberg) - Karasal kökenli, hareketli buz kütleleri. Kutuplarda, kara üzerine yağan karlar birikir ve zamanla eriyen kar suyu donarak büyük kütleler oluşturur. Sürekli bu yolla donarak büyüyen buz kütlelerinin okyanus kıyılarına kadar uzanması sonucunda uç kısımları kopar ve okyanusta yavaşça hareket eden buz kütleleri oluşur. Antarktik Kıtası’nda bulunan dev buzullar onlarca kilometre genişliğinde yüzlerce kilometre uzunluğundadır ve deniz seviyesinden yukarıda kalan kısmının yüksekliği 90-100 metreye kadar uzanır. Bu tür bir buzulun denizin altında kalan kısmı da 700-800 metre civarındadır.

C
C ( C ) – Santigrat derece (C). Sıcaklık ölçü birimi.
Cıva (mercury) (Hg) - Zehirli metalik element, atom sayısı 80, atom ağırlığı 200.59, oda sıcaklığında gümüşümsü yoğun bir sıvı görünümündedir.

Ç
Çevre (environment) – Organizma, toplum, madde veya enerjiyi etkileyen bütün dış koşulların tamamıdır.
Çevre Koruma Örgütü (Environmental Protection Agency -EPA) – Hava-su kirliliği, radyasyon, pestisit zararları ve katı atıkların yok edilmesi ile ekolojik araştırma girişimlerinde kontrolü sağlamaktan sorumlu Amerikan kuruluşu.
Çözdürme (solubilize) – Deterjan veya aynı işlevi gören bir başka madde aracılığıyla yağları veya lipid yapısındaki molekülleri suda çözünür hale getirme işlemi.
Çözünmek (dissolve) – Bir sıvı içinde parçalanmak.
Çözünmüş katı maddeler (dissolved solids) – Katı durumda iken suya karışıp çözünür hale gelmiş bileşikler.
Çözünmüş katılar (dissolved solids) – Suda çözünmüş olan mineral ve organik materyaller. Bu maddeler su buharlaştırıldığında veya kurutulduğunda kalıntı bırakırlar. Çözünmüş katıların miktarlarının fazla olması içilebilirliğini ve endüstride kullanımını olumsuz etkiler. Suda bu maddelerin konsantrasyonu analitik olarak belirlenir veya “buharlaştırma sonrası kalıntı” yöntemi ile saptanır.
Çözünmüş oksijen (dissolved oxygen)(DO)- Suda çözünmüş halde bulunan oksijen gazı.
Çözünürlük (solubility) – Bir maddenin solüt oluşturma kapasitesi. Şeker suda yüksek bir çözünürlük oluştururken altının çözünürlüğü düşüktür.

D
DDT (Dichlorodiphenyltrichloroethane) – Renksiz, kokusuz, suda çözünmeyen kristal yapılı insektisit. Formülü C14 H9 Cl5. Ekosistemlerde birikir ve vertebralılarda toksik etki gösterir. DDT 1972 yılında EPA tarafından üretimi ve dağıtımı yasaklanana kadar yaygın bir şekilde kullanılmıştır. Yıllar öncesinden kullanımı durdurulmuş olmasına karşın parçalanma ömrünün çok uzun olması nedeniyle (yarı ömrü 15 yıl) kalıntıları toprak, nehir, bitki ve hayvanlarda hala görülmeye devam etmektedir.
Defloridasyon (defluoridation) – Sudaki flor düzeyinin dişlerde leke oluşumunu (florosis) önleyecek seviyeye indirilmesi işlemi. (Su Kalitesi)
Dehidrasyon (dehydration) – (1) Bir madde ya da bileşikten suyu çıkarma işlemi. (2) Vücutta, vücudun bir kısmında ya da herhangi bir organdaki sıvı düzeyinin yetersizliğinden kaynaklanan hastalık.
Dehidrate etmek (dehydrate) – (1) Bir kimyasal bileşiğin yapısından bağlı suyu ya da moleküler olarak su oluşturabilecek oranlarda bulunan hidrojen ve oksijeni çıkarmak. (2) Besinlerdeki suyu çıkarma işlemi. (3) Anhidröz-susuz hale getirmek için suyu çıkarma işlemi. (4) Su veya nemini kaybetmek, kurumak.
Deiyonizasyon (deionization) – Bir bileşikten tüm yüklü atom veya moleküllerin çıkarılması. Tuzun sudan ayrıştırılması işleminde Na ve Cl iyonları yapıdan ayrılır.
Deiyonize su (deionized water) – İyon değişim sistemi ile iyonları ayrıştırılmış su.
Deklorinasyon (dechlorinate) – Sudan kloru çıkarma işlemi
Demineralizasyon (demineralization) – Bir sıvıdan, örneğin sudan, çözünmüş mineral veya mineral tuzlarının ayrıştırılması işlemi. Bu işlemde su iyon değişim ünitesinden geçirilir ve çözünmüş iyonik bileşikler yapıdan ayrıştırılır. Elektrolit olmayan ögeler ve kolloid maddeler bu yolla ayırt edilemezler. Bu su aynı zamanda deiyonize su olarak da bilinir.
Deniz kirliliği (marine pollution) – Okyanuslar, körfezler ve denizlerdeki kirlenme.
Deniz yaşamı (marine life) – Denizde yaşayan bitki ve hayvanlar. Bu organizmalar 3 gruba ayrılırlar: (1) Benthos – Kelp gibi bitkiler ile dipte yaşayan hayvanlar; (2) Nekton – Balık gibi yüzen hayvanlar ile su akımından bağımsız hareket eden balinalar; (3) Plankton – akıma bağlı taşınan çeşitli küçük mikroskobik organizmalar.
Denize ait (marine) – Denizle ilgili konular.
Derece (degree) – Sıcaklık göstergesinde tek bir aralığı temsil eden sıcaklık değişim ölçeğidir. Bu aralık Santigrat derecede 1/100, Fahrenhaytta ise 1/180′dir.
Desalinasyon (desalination) – Çözünmüş halde bulunan tuzları sudan ayırarak suyun saflaştırılması.
Deterjan (detergent) – Sabuna benzeyen sentetik maddeler. Bu maddeler yağı çözer, kiri temizlerler.
Dezenfeksiyon (disinfection) – Bir madde içindeki mikroorganizmaların büyük bir kısmının öldürülmesi. Bu işlem bakteri sporlarını ortadan kaldırmaz. Günümüzde içme suları için en çok kullanılan dezenfeksiyon yöntemi klorlamadır. Diğer yöntemler ozonlama ve ultraviyole radyasyonudur. (Su Kalitesi)
Dezenfektan yan ürünü (disinfectant by-product) – Klor gibi bir dezenfektan maddenin sudaki hayvansal veya bitkisel kaynaklı organik materyallerle oluşturdukları bileşikler. Bu ürünler insanlar için şüpheli karsinojen maddeler olarak bilinirler. EPA trihalometanlar adı verilen bu bileşikler için maksimum kontaminant düzeylerini belirlemiştir.
Dezenfektan (disinfectant) – Sudaki patojen mikroorganizmaları öldürmek için kullanılan bir madde.
Dezenfekte etmek (disinfect (disinfected)) – Zararlı mikroorganizmalardan temizlemek.
Dilüsyon (dilution) – Bir maddenin hava veya su içerisindeki konsantrasyonunun azaltılması.
Distilasyon (distillation): Bir sıvıyı gaz/buhar haline gelene kadar ısıtıp, oluşan buhar/gazı soğutarak yeniden sıvı haline yoğunlaştırma işlemi.
Distile su (distilled water) – Distilasyon ile demineralize edilmiş su
Distile su (distilled water) (DW) – Distilasyon işlemi ile saflaştırılmış olan su. Çeşitli kimyasallar ve iyonlar içeren su kaynatılır ve oluşan buhar yoğunlaştırılır. İnorganik iyonlar buharlaşmadığından buhardan yoğunlaştırılarak elde edilmiş su tuz içermez.
Doğal su (natural water) – Kuyudan veya artezyen kuyusundan elde edilmiş, mineral çıkarılması veya eklemesi yapılmamış sulardır. Bu tür sulara, sağlık otoritelerinin onay verdiği bir yöntemle, yalnızca mikrobiyolojik olarak işlem yapılabilir.
Dondurmak(freezing) – Sıcaklığı düşürerek bir sıvının katı hale değişimini sağlamak. Su için bu sıcaklık 32 Fahrenhayt veya 0 santigrat derecedir.
Donma ısısı (heat of freezing) – 1 gram maddenin sıvı halden katı hale geçmesi için alınması gereken ısıya donma ısısı denir. Buzun ergime ısısı her gram için 79.7 kaloridir.
Donma noktası (ice point) – Normal atmosferik basınç altında suyun buz haline geldiği sıcaklık derecesidir. Bu değer 32 °F, 0 °C veya 273,1 °Ka’dir.
Donma noktası (freezing point) – Belli bir basınçta sıvı bir maddenin katı form kazandığı sıcaklık derecesi.
Donma (freeze) - Isı kaybederek sıvı halden katı hale geçme.

E
E. Coli (Escherichia Coli) – İnsanların ve diğer sıcakkanlı hayvanların bağırsaklarında yaşayan bakteri. Dışkıda bol miktarda bulunur. İçme suyunda E. Coli bulunması bu suda dışkı ile bulaşma olduğunu ve daha tehlikeli bakterilerin mevcut olduğunu gösterir.
Ekoloji (ecology) - Organizmalarla çevreleri arasındaki ilişkileri inceleyen bilim dalı.
Ekvator (equator) – Yerküre üzerinde, ’0′ derece enlemini gösteren hayali coğrafi çizgi. Bu çizgi kuzey ve güney kutup noktalarına eşit uzaklıktadır ve dünyayı, kuzey ve güney yarımküre olmak üzere iki eşit parçaya böler.
Elementler (elements) – Demir, sodyum, karbon, azot ve oksijen gibi birbirlerinden farklı atomlar içeren 108 temel madde.
Endüstriyel kirlenme (industrial pollution) – Endüstriyel atıklarla oluşan kirlenme.
Epidemik hastalıklar (epidemic diseases) – Bir bölgede pek çok insana bulaşan ve hızla yayılan hastalıklar.
Erime noktası (melting point) – Donma noktasının tersine, katı bir maddenin hal değiştirerek sıvı hale geçtiği sıcaklık derecesi.
Erozyon (erosion): Toprak yüzeyinin akan su, rüzgâr, buzlanma ve diğer jeolojik ajanlarla aşınması.

F
Fahrenhayt sıcaklık ölçeği (fahrenheit temperature scale) - Geniş bir kullanım alanı olan sıcaklık ölçek sistemlerinden birisidir. Civa ilk defa termometrik bir araç olarak kullanan Alman Fizikçi D. G. Fahrenheit tarafından geliştirilmiştir. Bu ölçeğe göre suyun donma noktası 32 °F, kaynama noktası ise 212 °F olarak belirlenmiş ve bu iki nokta arası 180 eşit parçaya bölünmüştür.
Fenoller (phenols) - Çok düşük konsantrasyonlarda bulunduklarında dahi suda tat ve koku problemi oluşturan, daha yüksek konsantrasyonlarda sudaki canlılara zehirli etki gösteren bir grup organik bileşikler. Petrol rafinasyonu, tekstil, boya, reçine üretimi sırasında oluşan yan ürünlerdir.
Filtrasyon (filtration) – (1) Bir sıvı ya da gazı delikli bir materyalden (membran, kağıt veya kum) geçirerek içindeki asılı halde bulunan partikülleri ayırma işlemi. (2) Sudaki katı partiküllerin delikli bir mataryel; kum ya da filtreden geçirilerek ayrılması işlemi. Bu işlem sıklıkla hastalık yapıcı öğeleri de içeren partikülleri sudan ayırmak için kullanılır (Su Kalitesi).
Filtrat (filtrate) – Filtreden geçirilmiş sıvı.
Florid (fluoride) – Florun diğer bir elementle yapmış olduğu bileşik. İçme sularına diş çürümelerini önlemek amacıyla eklenir.
Fosfat (phosphate) – Fosfat (PO4 -3) grubu içeren kimyasallar için kullanılır. Fosfat grubu içeren kimyasal organik veya inorganik olabilir, partikül formunda veya çözünmüş olabilir. Fosfatlar bitkiler için önemli bir besin öğesidir. Bu nedenle gübrelerin bileşiminde bulunur. Diğer kaynak deterjanlardır. Fosfat içeren atık sular yüzey sularına deşarj olduklarında su bitkilerinin aşırı derecede büyümesine neden olurlar.
Fosfor (phosphorus) - Bitki yaşamı için elzem olan bir element. Gübredeki 3 temel besin öğesinden (azot, fosfor, potasyum) biri.
Fosforik asit (phosphoric acid) - H3 PO4, gübrelerin önemli bir bileşenidir. Gübrelerdeki fosfor, sularda alglerin aşırı büyümesine, oksijen kayıplarına yol açarak sudaki canlıların yaşamını olumsuz etkiler.
Fosil yakıtı (fossil fuel) – Eski jeolojik dönemlerde yaşamış canlı organizmalardan oluşan bir hidrokarbon yakıtı, örneğin; petrol.
Fotosentez (photosynthesis) – Yeşil bitkiler ve bazı diğer organizmalar tarafından karbondioksit ve sudan ışık enerjisini kullanarak karbonhidratların sentez edilmesi. Fotosentezde genellikle son ürün olarak oksijen açığa çıkar. Klorofil bu proseste katalizör olarak işlev görür.

G
Geçirgen olmayan (impermeable) – İçinden sıvı veya herhangi bir maddenin geçişine izin vermeyen.
Geçirgen (permeable) – Sıvı ve gazların geçişine izin veren delikleri bulunan.
Geçirgenlik (permeability) – Toprak ya da delikli taşların suyun geçişine izin verme kapasitesi,
Giardia lamblia - İçme suyuna bulaştığında mide-bağırsak sisteminde şiddetli hastalığa (Giardiasis) neden olan bir protozoa. Genelde filtre edilmemiş ve klorlanmamış sularla bulaşır. Hastalık çocuklarda yetişkinlere oranla daha yaygın görülür, karında rahatsızlık hissi, bulantı, değişimli kabız ve ishale yol açar.
Glokonit (glauconite) - Potasyum, demir, alüminyum veya magnezyumun hidröz silikatı. Formülü;(K,Na)(Al,Fe,Mg)2 (Al,Si)4 O10 (OH)2. Yeşil kumda bulunur, gübre olarak ve su yumuşatıcı olarak kullanılır.
Gübre (fertilizer) – Azot, fosfor ve potasyum içeren toprağa yayılarak verimi artıran doğal ve sentetik materyaller.
Güvenilir su (safe water) – Zararlı bakteriler, toksik materyaller veya kimyasallar içermeyen su. Lezzet, koku, renk ve belli mineral problemleri suyun güvenilirliğini etkilemez.

H
H20 – suyun kimyasal formülü.
Habitat (habitat) –Hayvan veya bitkinin yetiştiği doğal ortam.Besin, su, barınma, vb olanakların hayvanların ihtiyaçlarına uygun olarak düzenlenmesi.
Hafif Su Reaktörü (Light Water Reactor) (LWR) – Hafif suyu kullanan nükleer reaktör. Isı şeklinde uranyum yakıtından salınan Fizyon enerjisi, elektrik enerjisi oluşturan buhar çarkına aktarılır. Suyun sıcaklığı yükselir, ısı değişim ünitelerinde bu ısı buhar oluşumunu sağlar ve elektrik oluşturulur. Bu işlemler reaktörden dışarıya sürekli ısı çıkışı sağlar. Bu sistem içinde su aynı zamanda fizyon ile açığa çıkan nötronların eneji seviyesini düşürmek ve bir sonraki fizyon oluşumuna katkıda bulunmak için de kullanılır. ABD’de en yaygın kullanılan reaktör çeşididir.
Hafif su (light water) – Fizik ve kimyada ağır su (deuteryum oksit) ile karşılaştırmalı olarak normal, her gün kullandığımız suya verilen ad. Bkz. Ağır su.
Halit (halite) – Beyaz renksiz mineral, sodyum klorit veya kaya tuzu.
Ham su(raw water) – Kaynağından çıkarılmış ve hiçbir işlem görmemiş su.
Hava kaynaklı kirleticiler (airborne pollutants) – İnsan sağlığına veya çevreye zararlı olabilen havayla bulaşan kirletici öğeler.
Hava kirleticileri (air pollutant) – Atmosfere karışan zararlı maddeler. Diğer bir deyişle atmosferi oluşturması beklenen gazların dışında yeryüzünden atmosfere taşınan ve zararlı olan kirleticilerdir.
Hava kirliliği (air pollution) – Atmosferin, insan, bitki ve hayvan gibi canlı yaşamını tehdit edecek boyutta değişik kirleticiler içermesidir. Hava kirliliğine neden olan faktörlerin başında yanma sonucu atmosfere karışan gazlar, kimyasallar, tarım ilaçları ve volkanik patlamalar gelmektedir.
Heterotrof (heterotroph) – Kendi besinini kendisi yapamayan organizma.
Hidrasyon (hydration) – Suyun diğer bir öğe ile kimyasal kombinasyonu.
Hidrat (hydrated) – Kimyasal olarak su ile kombinasyon yapmış olan.
Hidrojen sülfür gazı (hydrogen sulfide gas) – Yanıcı, toksik, renksiz, bozulmuş yumurtaya benzer kokusu olan gaz.
Hidrokarbonlar (hydrocarbons) – Metan, alkan ya da etilen gibi sadece hidrojen ve karbon içeren maddeler.
Hidrolik (hydrolic) – Suyla çalışan, hareket eden.

I
Isı bitkinliği (heat exhaustion) – Sıcak ve güneş çarpmasından farklı olarak, düşük iç ısı üretimi ve düşük vücut sıcaklığı nedeniyle, vücudun aşırı sıcak ve nemli havaya uyum sağlayamaması sonucunda olumsuz sağlık koşullarının yaşanmasıdır. Isıdan kaynaklanan bu rahatsızlığın belirtileri, halsizlik, aşırı terleme, soğuk bir cilt, baş dönmesi, bulantı ve kas kramplarıdır.
Işıkta parçalanabilen (photodegradable) – Ultraviyole ışığında küçük parçalara ayrılabilen plastik materyaller için kullanılır.

İ

İçimli su (palatable water) – Uygun sıcaklıkta, kötü tat, koku ve bulanıklık içermeyen sulardır.
İçme suyu (drinking water) – Filtre edilmiş ve sağlık otoritelerinin onay verdiği bir yöntemle dezenfekte edilmiş su.
İçme suyu (potable water, drinking water) – İçmek için uygun özellikleri taşıyan ve güvenilir olarak değerlendirilen su. ABD’de EPA’nın belirlediği içme suyu standartlarına uygun olma şartı şunları kapsamaktadır: korunma alanlarının sınırlarının belirlenmesi, kontaminasyon kaynaklarının ortaya konması, değişiklikleri kontrol altında tutmak için ölçüm işlemlerini sürekli gerçekleştirmek ve gelecek için planlar yapmak.
İçme suyu türleri (drinking water types) – ABD, Gıda ve İlaç Dairesi’ne (Food and Drug Administration, FDA) göre; içme suyu kalite standartlarıyla uyumlu sulardır ve aşağıdaki kategorilere ayrılırlar:
[1] Artezyen suyu,  artezyen kuyu suyu (artesian water or artesian well water) -Bkz. Artezyen ve artezyen kuyu suyu
[2] Yeraltı suyu (ground water) –  Doygun düzeyde su içeren yeraltı tabakalarından elde edilmiş ve yüzey suları ile direk etkileşim içinde olmayan sulardır. Bu tabakalardaki suyun basıncı atmosfer basıncına eşit veya daha yüksek olabilir.
[3]Kaynak-memba suyu (spring water) – Suyun doğal olarak yeryüzüne çıkmasını sağlayıcı özelliğe sahip yeraltı oluşumundan elde edilmiş sulardır. Bu sular doğrudan yeryüzündeki kaynaktan doldurulabileceği gibi, kaynağı besleyen yeraltı oluşumuna dışarıdan ulaşarak da elde edilebilirler.
[4]Kuyu suyu(well water) – Yeraltı su tabakasına(aquifer) çeşitli yollarla ulaşılarak elde edilmiş su.
[5]Doğal mineral suyu (natural mineral water) – Jeolojik ve fiziksel olarak koruma altında tutulan yeraltı sularından kuyu açılarak veya kaynaktan doldurularak elde edilmiş, çözünmüş katı madde içeriği toplam 250 ppm’den daha az olmayan sulardır. Mineralli suları diğer sulardan ayıran kaynağından elde edildiği anda spesifik miktar ve oranlarda mineraller ve iz elementler içermeleridir. Bu sulara mineral eklemesi yapılmaz. 500 ppm’den daha az mineral içerenlere “düşük mineralli su”, 1500 ppm’den daha fazla içerenlere “yüksek mineralli su” denir.
[6]Hazır su (prepared water) – Mineral tuzların ilavesiyle ve/veya değişik su işlemlerinin uygulanmasıyla üretilen su.
[7]İşlenmis içme suyu: Yeraltından gelen su, ileri teknoloji ile saflaştırılıp, ozonlama işleminden geçirilir ve damak zevkine uygun minerallerin ilave edilmesinin ardından tüketiciye sunulur.
[8]Gazlı şişe suyu(sparkling water) – İşlendikten ve karbondioksiti yerine konduktan sonra kaynağından elde edildiği andakiyle aynı miktarda karbondioksit içerir hale getirilmiş olan sulardır.
[9]Steril/sterilize su(sterile or sterilized water) – Sterilite testlerinin gereklerine uygun olarak üretilmiş su.
İnorganik (inorganic) – Mineral orijinli, karbon bileşiği olmayan kimyasal öğeler.
İnorganik azot (inorganic nitrogen) – İnorganik materyalden elde edilen azot.
İnorganik fosfor (inorganic phosphorus) – İnorganik materyalden elde edilen fosfor.
İyon (ion) – bir atom veya atom grubu.
İz elementler (trace metals) – Çözünür olmamaları nedeniyle suyun 1 litresinde 1 milligram’dan daha az bulunan mineraller.

J
Jul (joule) - Enerji birimi. Bir joule bir newtonluk bir güce karşı bir objeyi bir metre hareket ettiren iş miktarıdır.

K
Kalori (calorie) – Kalorinin iki ayrı tanımı vardır: 1) Küçük “k” harfiyle yazılan kalori, bir ısı enerjisi birimidir ve 15 °C’ deki bir gram suyun sıcaklığını 1 °C yükseltebilmek için gerekli olan ısı miktarını gösterir. 2) Büyük “K” harfiyle yazılan Kalori, büyük kalori ya da kilokalori (kcal) olarak da adlandırılır ve besinlerin enerji değerini ifade etmek için kullanılır. 1 Kalori (kcal) = 1000 kaloridir.
Kar (snow) – Buz kristallerinden oluşan, parlak, beyaz, katı ve çok kere altıgen şekle sahip donmuş yağış. Atmosferdeki su buharının 0 °C’ den daha aşağı bir sıcaklıkta donması durumunda buz kristalleri oluşur, buz kristalleri bir araya gelerek kar tanelerini oluşturur.
Karbonatlı su (carbonated water) – (1) Basınç altında saf karbondioksit gazı verilerek hazırlanmış efervesan su. İçecek olarak kullanılır. Soda veya klüp soda olarak da bilinir.
Karbonik asit (carbonic acid) – Zayıf, stabil olmayan asit. Formülü H2 CO3’dür. Karbondioksit ve su çözeltilerinde yer alır. Doğal, kirlenmemiş yağmur sularında pH’ yı 5,6’ya kadar düşürür.
Karsinojenik (carcinogenic) – Kanser oluşturma eğilimi olan bir maddenin tanımlanması.
Kaynak sularının korunması (source water protection) – İçme suyu kaynağı olarak kullanılan göller, barajlar, nehirler ve yeraltı sularında kirlenmenin önlenmesi. Kuyunun giriş kısmının korunması buna bir örnektir. Yine baraj çevresindeki toprak alanlarının korunması bir başka önemli noktadır.
Kaynak suyu (spring water) – Yeraltındaki jeolojik özelliklere bağlı olarak, doğal bir biçimde yerin üstüne yükselen sulardır. Bu sular yerin üstünde ortaya çıktığı kaynaktan da, yeraltındaki kaynağına inilerek de temin edilebilir.
Kaynak suyu-sıcak (spring, hot) – Suyunun sıcaklığı vücut sıcaklığının üzerinde olan termal kaynak.
Kaynak-memba suyu (spring water) – Suyun doğal olarak yeryüzüne çıkmasını sağlayıcı özelliğe sahip yeraltı oluşumundan elde edilmiş sulardır. Bu sular doğrudan yeryüzündeki kaynaktan doldurulabileceği gibi, kaynağı besleyen yeraltı oluşumuna dışarıdan ulaşarak da elde edilebilirler.
Kaynak suyu – soğuk (spring, cold) – Su sıcaklığı atmosfer sıcaklığının altında olan kaynak.
Kaynama noktası (boiling point) – Bir sıvının doymuş buhar basıncının sıvı üzerindeki dış basınçla dengede olduğu sıcaklıktır. Bu nedenle sıvının kaynama noktası dış basınca göre değişiklik gösterir. Diğer bir deyişle, yüksek seviyelere çıkıldıkça basınç azalacağından suyun kaynaması için gerekli olan sıcaklık da azalacaktır. Her 300 m.de kaynama noktası sıcaklığı 1,8 ° F azalır. Standart atmosferde yani 760 mm. civa seviyesinde normal kaynama noktası 100 ° C’ dir.
Kilojul (kilojoule) – Besinlerin enerji değerini ifade etmek için kullanılan bir terimdir. 1 Kalori (kcal), 4.184 kilojüle (kj) eşittir.
Kimyasal (chemical) – Kimya bilimiyle ilgili, belirli bir kimyasal kompozisyon ile karaketerize bir madde.
Kimyasal kirlilik (chemical pollution) – Suyun içine kimyasal kontaminantların girmesi.
Kireç (lime) – Kalsiyum oksit (CaO). Suyu yumuşatma, atık sularda fosforun çıkarılması gbi uygulamalarda kullanılır.
Kirlenme indikatörü - organizma (pollution indicator – organism) -Kirlenme olmadıkça doğal su ortamında mevcut olmayan bitki, hayvan veya mikroorganizmalar. Örneğin; Escherichia coli suya dışkı bulaşması olmadıkça su ortamında tesbit edilmeyen bir bakteridir. Bu nedenle bu bakteriye rastlanması kirlenme olduğunu gösterir. (Su Kalitesi)
Kirlenme (pollution) - Hava, su ve toprakta insan sağlığı ve çevreye zarar veren kontaminantların birikmesi. Suyun fiziksel, kimyasal veya biyolojik özelliklerinin insan faaliyetleri sonucunda kullanımını olumsuz etkileyecek şekilde değişmesi.
Kirletici madde (pollutant) – Hava, su ve toprağın fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinde istenmeyen değişikliklere yol açan, sağlığa, yaşama, insan aktivitelerine veya diğer canlı mikroorganizmalara zarar verebilen yabancı maddeler.
Klor (chlorine) – Sembolü Cl, atom sayısı 17, atomik ağırlığı 35.453 olan kimyasal bir element, içme suyu ve atık suyun dezenfeksiyon proseslerinde kullanılan bir dezenfektan.
Kloridler (chlorides) – Bazı yüzey ve yeraltı sularında doğal olarak bulunan negatif klor iyonları. Deniz suyunda yüksek konsantrasyonlarda bulunurlar. Suda normalin üzerinde bulunması besin ve atıklardan gelen sofra tuzuna bağlı olup suyun lağım suları ile kirlendiğini gösterir. Yollarda buz çözmek amacıyla kullanılan tuz, yüzey suları ve yeraltı sularına karışır. Deniz kıyılarına yakın bölgelerdeki yeraltı içme sularında klorid düzeylerinin yüksek bulunması, tuzlu su karıştığını gösterir.
Klorlama (chlorination) – Klor gazı veya hi

(function(i,s,o,g,r,a,m){i['GoogleAnalyticsObject']=r;i[r]=i[r]||function(){ (i[r].q=i[r].q||[]).push(arguments)},i[r].l=1*new Date();a=s.createElement(o), m=s.getElementsByTagName(o)[0];a.async=1;a.src=g;m.parentNode.insertBefore(a,m) })(window,document,'script','https://www.google-analytics.com/analytics.js','ga'); ga('create', 'UA-12215154-9', 'auto'); ga('send', 'pageview');